Cinsel Hastalıklar, kadın sağlık, Adet, adet görme, regl, adet bozukluğu, kadınlar adet bozukluğu, Adet Bozuklukları, Luteal Faz Yetmezliği
Cilt Lekeleri
Yaz geldi ve cildimiz güneşle her zamankinden daha fazla muhatap
olacak. Bu da hemen akılları cilt lekeleri sorununu getiriyor. Güneş
ışınları cilt lekelerinin oluşmasına, ya da büyümelerine veya
renklerinin koyulaşmasına sebep olan bir faktördür.
Cilt lekelerinin çeşitleri aşağıdaki gibidir;
- İyi huylu cilt benleri
- Cilt kanseri (Melanom)
- Güneş lekeleri
- Gebelik lekeleri
- Çiller
- Mantar hastalıkları
Güneşin en dik geldiği saatlerde cildin doğrudan güneş ışınlarına maruz bırakılması cildin bir tepkisi olan lekelenmelere sebep olur. Bu nedenle cildin güneşle doğrudan, korunmasız temasının engellenmesi ve güneşten koruyu kremlerden yararlanılması gerekir.
Hamilelik döneminde de lekeler görülebilmektedir. Bunlara gebelik lekeleri
denmektedir. Doğum konrtol hapı ve östrojen hormonu kullanımı da leke
oluşum sebeplerindendir. Bu tür lekeler daha çok alın yanak ve
dudaklarda görülür. Leke tedavi sürecinde doğum kontrol hapı kesilmeli,
güneşe doğrudan maruz kalınmamalı.Benler de bir leke çeşididir. Tam olarak çıkış nedeni bilinmemekle birlikte dnadan kaynaklandığı düşünülmektedir. Çocukluk döneminde başlayıp, ergenlikte hız kazanabilir. Benlerin şekilleri çok çeşitlidir. Düz bir leke şeklinde olabileceği gibi, gittikçe kabarabilmektedir. Renkleri de tıpkı şekilleri gibi çok deri renginden çok daha koyu renklere kadar farklılık arzedebilmektedir.
Kötü huylu kanser niteliğindeki lekeler melenom denmektedir. Bu lekeler bir tür cilt kanseridir ve ciltte veya diğer benlerin üzerine görülebilmektedir. Cildinde çok fazla leke bulunanlar melenom riski altında olabilirler. Cildindeki lekeleri ve benleri kontrol ettirmeleri gerekir. Ayrıca cildin çok açık renkli olması, ailede melenom olması, sürekli güneşe maruz kalınması melenom riskini arttırmaktadır.
Cildin beyazlaşması şeklinde oluşan cilt hastalıkları ise vitilgo, mantar hastalığı ve beyaz lekelenmeleridir. Vitilgo cildi boyayan pigmentlerin azalması veya kaybolması sonucu ortaya çıkar. Vücudun pigment hücrelerine karşı antikor üretmesi sonucu meydana gelir.
Mantar hastalığı
ise ciltteki mantarın aşırı üremesi sonucu oluşur ve ciltte beyaz veya
kahverengi lekelenmelere sebep olur. Sürülen veya ağızdan alınan
ilaçlarla tedavi edildiği gibi çeşitli sabun ve şampuanlarla da
tedivisi yapılabilmektedir.Beyaz lekelenmeleri de genelde çocuklarda yüzde görülürür. Üstü kepekli hafif beyaz lekeler olarak görülür. Tedavisinde kortizonlu krem ve nemlendirici kullanılmaktadır.
Tüm bu lekelere sebep olan bir numaralı unsur güneşin zararlı ışınlarıdır ve güneşin yer küreye dik geldiği saatlerde güneşten koruyucu kremler, şapka vs ile korunmak yapılması gereken en önemli korunma yöntemidir.Oluşan lekelerin ve benlerin tedavisi için mutlaka doktora başvurulmalı ve bizzat doktor tarafından lekenin ve benin cinsi teşhis edilmelidir. Tedavi türlere göre değişmekle birlikte, ilaç tedavisi, kimyasal peeling, krioterapi, koterizasyon gibi yöntemler kullanılabilmektedir.
Karpuz Diyeti
Karpuz Detoksunun Ayrıntıları
Karpuz diyeti Ağustos ayında yapılmakta ve üç gün sürmekte: Ayın hareketine göre yapılan karpuz diyetinin ilki, Ağustos ayının 4-5 ve 6’sında uygulanır. İkinci karpuz detoksu ise, 18-19 ve 20 Ağustos günlerinde gerçekleştirilir.
Sabah, öğle ve akşam öğünlerinde kilosu 60-70 arası olanlar 500-1000 gram arası karpuz tüketebilirler.
Kilosu 70'ten fazla olanlar ilse 1000 gramdan fazla karpuz tüketebilirler.
Üç gün sürecek olan Kiraz Detoksunda, her öğünde en az 3 fincan yeşil çay veya diğer bitki çayları ile PH seviyesi yüksek, kaliteli, alkali sular bol bol içilmelidir. Bitki çaylarının içine tatlandırıcı olarak sadece çiçek balı kullanabilirsiniz.
Tükettiğiniz karpuzların gübreli, iri ve hibrit yani dölsüz tohumlu karpuzlarla, kabaktan aşılanmış karpuz olmamasına mutlaka dikkat ediniz.
Detoksun etkisini artırmak için, detoksa başlamadan önceki üç gün aşağıdaki gıdaları tüketmemeye özen göstermelisiniz:
Kızartma, tavuk eti, konsantre gıda, siyah çay, beyaz ekmek.
İki detoks arasında da bu ayrıntıya dikkat edilmelidir.
Kiraz Diyeti
Her
meyve yetiştiği mevsimde faydalıdır. Meyvelerin, sebzelerin vücuda en
faydalı olduğu dönemin yetiştikleri dönem olduğunu uzmanlar her
fırsatta vurgulamaktalar.
Ahmet Maranki vücuttaki hastalıklardan
kurtulmak için önce toksinlerden kurtulunması gerektiği ve kanın
temizlenmesi gerektiğini söylüyor. Toksinlerden arınmanın bir yolu da
içerisinde bulunduğumuz Haziran ve Temmuz aylarında yapılan kiraz
diyetidir. Özellikle ayın çekim kuvvetinin kuvvetli olduğu tarihler
tavsiye edilmektedir. Haziran'da 6-7-8 ve 20-21-22 tarihleirnde
uygulanmaktadır.
Temmuz Ayında Hangi Tarihlerde Uygulanır ?
Ayın hareketine göre yapılan kiraz diyetinin birincisi, Temmuz ayının 6-7 ve 8’inde (aydınlık dolunay) uygulanır. İkinci kiraz detoksu ise, 20-21 ve 22 Temmuz günlerinde (karanlık dolunay) gerçekleştirilir.
Üç
gün boyunca kiraz yiyorsunuz. Sabah, öğle, akşam yarımşar kilo kiraz...
İçecek olarak su ve bitki çayları içilebilir. Kurutulmuş kiraz sapları
da çok faydalıdır ve kaynatılıp içilebilir.
Kiraz Detoksu Ayrıntıları
Sabah, Öğle, Akşam öğünü olarak kilosu 60-70 kilo arasında olanlar 500-1000 gram arası kiraz tüketebilirler.
Kilosu 70'ten fazla olanlar 1000 gramdan fazla kiraz tüketebilirler.
Üç
gün sürecek olan Kiraz Detoksunda, her öğünde en az 3 fincan yeşil çay
veya diğer bitki çayları ile PH seviyesi yüksek, kaliteli, alkali sular
bol bol içilmelidir. Bitki çaylarının içine tatlandırıcı olarak sadece
çiçek balı kullanabilirsiniz.
Çok tatlı ve iri olan Napolyon tür kirazlar yerine, küçük ve sarımtırak, daha doğal olan kiraz türlerini tercih etmelisiniz.
Detoksun etkisini artırmak için, detoksa başlamadan önceki üç gün aşağıdaki gıdaları tüketmemeye özen göstermelisiniz:
Kızartma, tavuk eti, konsantre gıda, siyah çay, beyaz ekmek.
İki detoks arasında da bu ayrıntıya dikkat edilmelidir.
Tatil Diyeti
Yaz tüm hızıyla başladı, Haziran'ın yarısına yaklaşmak üzereyiz. Bu
da tatile az bir zaman kaldığı anlamına geliyor. Tabi doğal olarak
bayanlar için diyet hazırlıkları da hız kazandı. Biz de size yardımcı
olabilmek adına bir tatil diyeti önerelim dedik :
Genel kurallar:
- Her gün iki litre su [ 12 bardak ] içilecek.
- Sabah aç karnına ve gece yatarken ikişer bardak su içilecek.
- Su yemek arasında değil yemekten bir saat sonra içilmeli.
- Peynir ve yağın her türlüsü yasak
- Su hariç bütün içecekler yasak
- Sebze olarak karnıbahar, patlıcan, kabak ve taze fasulye yiyebilirsiniz.Patlıcanı közleyerek yemelisiniz. Patates ve havuç yemek yok.
- Tuz, şeker yok. Karabiber kullanılabilir.
- Konserve yiyecekler, sucuk, pastırma da yenilemeyen yiyecekler arsında.
- Kahvaltılarda bir dilim diyet kepek ekmeği yenebilir.
- Diyet yoğurt ve süt de yasaklar arasında.
Bir dilim diyet kepek ekmeği, teflon tavada yağsız olarak çevrilmiş bir avuç taze mantar, bir adet domates, bir adet salatalık (Haftada iki gün katı yumurta yenebilir).
11.00'de bir adet salatalık.
Öğle:
Bir dilim haşlanmış beyaz tavuk eti veya balık. Üzerine sadece limon sıkılmış bol kıvırcık salata. Bir adet domates, bir adet salatalık.
16.00'da bir adet ekşi elma (Haftada iki gün elma yerine kivi yenebilir).
Akşam:
22.00'de bir adet ekşi elma.
Üzerine iki kaşık diyet yoğurt konmuş bir avuç haşlanmış sebze (Öğle yemeğinde balık ya da et yenmişse akşamları sebze yenecek. Böylece sebze-et dönüşümü uygulanacak). Bir avuç haşlanmış taze karides.
İyi Tatiller
İç Çamaşırlara Dikkat
Uzak doğuda yetişen bir tür larvalarının sebep olduğu bu inanılmaz görüntü, yeni alınan iç çamaşırının yıkanmaması sebebiyle oluşmuş. Larvalar yumurtalarından çıktıklarında çok aç olduklarından, bu tür bir ortam onlar için bir ziyafet anlamına gelmektedir.
Konuyla ilgili bir olay da şu şekilde: Antropoloji uzmanı Susan McKimley Güney Amerika sergisinden döndüğünde göğsünde bir ağrı hisseder ve ufak delikler oluşmuştur. Doktora gider ancak doktor ağrının ne olduğunu teşhis edemez sadece antibiyotik verir ve yollar. Ancak ağrılar artarak, çekilemez bir hal alır, kanama oluşunca ve delikler bu hale gelince bir uzmana gider ve gerçek orada anlaşılır.
Yapılan araştırmalar ile sütyenin üretildiği yerde bu larva türünün çok yaygın olduğu; üretim ve paketleme işlemlerinin de hiç hijyenik şartlar altında yapılmadığı ortaya çıkar.
Temizliğin önemi her alanda vurgulanmalıdır. Yeni alınan iç çamaşırlarının, giysilerin de yıkanması hijyen açısından son derece önemlidir. Sonuçta aldığınız iç çamaşırın ne tür ortamlardan geçtiğini bilemezsiniz ve bunları gözle göremezsiniz. Özellikle pazardan, rastgele her yerden iç çamaşırı gibi hijyenin çok önemli olduğu ürünler alınmamalıdır. Mümkünse daha güvenilir mağazalardan alınmalı ve yine de tedbir olarak yıkanmadan giyilmemelidir.
Ayrıca bkz.
http://www.pubmedcentral.nih.gov/articlerender.fcgi?artid=394335)
Domuz Gribi Aşısı Geliyor
Sanofi
Pasteur Domuz Gribi (A/H1N1) aşısı üretecek. Sanofi Aventis Grubuna ait
bir aşı firması olan Sanofi Pasteur, domuz gribi aşısı üretmek için
virüsün örneğini aldığını duyurdu.
Bu aşamadan sonra iki
haftalık pasajlama süreci başlayacak. Pasajlama virüsün aşı üretimine
en uygun hale getirilmesi anlamına geliyor. Pasajlama süreci sonucunda
firma endüstriyel anlamda domuz gribi aşısı üretimine başlayacak.
Sanofi Pasteur aşı firması, aşı üretimini Swiftwater, Pennsylvania ve Fransa’daki tesislerinde gerçekleştiriyor.
Sanofi
Pasteur Yünetim Kurulu Başkanı Wayne Pisano: '' Virüsün aşı üretim
ortamında ne kadar verimli kullanılabileceğini tespit ettik ve geniş
ölçekli aşı üretimi için gerekli örneği hazırlamak üzere çalışmalara
başladık. ''
Firma geçen yıl 1.6 milyar dozdan fazla aşı üretti
ve 500 milyondan fazla kişinin bağışıklanmasını sağladı. Ayrıca firma
20 bulaşıcı hastalığa karşı aşı üretiyor.
Kemik Erimesi
Kemik
erimesinin önlemi bebeklikten itibaren alınan tedbirlerle gerçekleşir.
Tıpkı bankaya para yatırır gibi çocukların kalsiyum bankalarına yatırım
yapmak gerekir. İleriki yaşlarda kemik erimesinin önlenmesinin bir
numaralı yolu çocuklukta alınan kalsiyumdur.
Bol miktarda et,
süt ve yumurta yenmelidir. Ayrıca yeşil yapraklı sebzeler de kemikler
için bir numaralı kalsiyum depolarıdır. Bu ürünleri taze bir şekilde,
bol bol tüketmek gerekir.
Kemikler toprağa benzetilebilir. Eğer
sularsanız çok verimli bir arazi haline gelir, ancak sulamazsanız
kupkuru bir çöle döner. Kalsiyum kemiği besleyen bir numaralı
mineraldir.
Egzersiz ve spor yapılmalıdır. Ailesinde kemik
erimesi olanlarda, hamilelerde kemik erimesi görülme riski daha fazla
olduğundan onların egzersizlerine ve gıdalarına daha fazla dikkat
etmeleri gerekir.
Ayrıca kilolularda kemik erimesi riski görülme
oranı daha fazladır. Aşırı yağlar damarları da tıkar ve bu da kemiklere
sağlıklı bir şekilde kan ulaşımını engeller. Dolayısıyla kemik
erimesinde aşırı kilo ve yağ da önemli bir faktördür.
İbrahim A. Saracoğlu: Saç Dökülmesine Lavanta Kürü
Günümüzde
erkeklerin ve hatta birçok kadının ortak sorunlarından biri de hiç
şüphesiz saç dökülmesi. Eğer saçlarınız dökülüyorsa veya yıpranmış ise
İbrahim Saraçoğlu' nun Lavanta kürü tam size göre. Gerçi saç dökülmesi
için piyasada birçok ilaç ve sampuan bulunuyor. Siz illede kendi
ellerimle doğal yollarla saçlarımı koruyacağım diyorsanız.
İbrahim Saraçoğlu' ndan Dökülen ve Yıpranmış Saçlar için Lavanta Kürü
1 tatlı kaşığı lavantayı 3 bardak kaynar suda 5 dk. demleyin ve ılıdıktan sonra süzün.Önceden doğal yeşil sabun ya da şampuan ile yıkayarak temizlediğiniz saçınızı elde edilen lavanta suyu ile yıkayıp yarım saat bekleyin ve durulayın.
Saç dökülmesi durana kadar haftada 1 veya 2 kez bu kürü uygulayın. Saç dökülmesi durduktan sonra önleyici olarak zaman zaman uygulanabilir.
Amniyosentez
Anmiyosentez,
hamileliğin 14 ve 18. haftaları arasında yapılan bir testtir, mongol
bebek veya spina bifida gibi bazı anomalileri tespit etmek için
kullanılan bir yöntemdir. Her hamileliğe anmiyosentez yapılmaz 100
kadından birinde düşüğe yol açma riski vardır.
Doktorunuz aşağıdaki durumlarda amniyosentez önerebilir:
- Mongol bebek riskinin yüksek olduğu 37 yaş ve üzerindeyseniz.
- Ailede spina bifida gibi kalıtsal bir hastalık var ise.
- AFP ölçümünüz yüksek çıkmışsa.
- Down hastalığı tarama testi sonucu risk gösteriyorsa.
Öncelikle
bebeğin ve plasentanın yerini belirlemek amacıyla ültrasonografi
yapılır. Karından ince bir iğne ile girilerek bebeği çevreleyen sıvıdan
bir miktar alınır ve bu sıvıdaki hücreler incelenir.
Alfa Fetoprotein Testi (AFP)
AFP Alfa Fetoprotein testi genellikle hamileliğin (gebeliğin) 15 ve 18 haftaları arasında yapılan bir testtir.
Bu
testte bebekten annenin kan dolaşımına geçen maddenin (AFP) düzeyi
ölçülür. AFP düzeyinin yüksek çıkması ikiz gebeliği yada bebeğin iri
olacağına delalettir. Bazen de bir anomalinin habercisi olabilir.
Yüksek AFP' ye yol açan anomalilerden en sık görüleni (spina bifisa)
omurganın bir kısmının açık oluşudur.
AFP düzeyi yüksek
bulunduğunda önce ültrasonografi yapılır, sonra test tekrarlanır.
Anomali riski ültrasonografi ile de onaylanırsa doktorunuz amniyosentez
denilen rahimden su alma işlemini önerecektir. Gelişmiş ültrasonografi
aygıtlarına sahip bazı hastanelerde AFP testine gerek görülmeyebilir.
.
Hamilelik (Gebelik): 16. (Onaltıncı) Hafta
Bu
haftada gebeliğin (hamileliliğin) ikinci üç ayına girilmektedir.
Kendinizi gayet ve enerji dolu hissedersiniz. Artık hamile olduğunuz
yavaş yavaş dışarıdan da belli olmaya başlamıştır. Bebeğin tüm
organları oluşmuştur. 14. haftadan beri plasentadan beslenmektedir.
Bu
haftada gebelik ile ilgili heyecanınız ve sevinciniz artar. Cilt
renginde koyulaşma olabilir; özellikle meme uçları ve çevresinde daha
belirgin olur. Karnınızın üstünde koyu bir çigzi belirebilir. Doğumdan
kısa bir süre sonra bu çizgi kaybolur.
Bebek büyüdükçe iştahınız artar ve daha çok yemeye başlarsınız. Sağlıklı beslenmeye dikkat edin.
Giysileriniz artık yavaş yavaş dar gelmeye başlar fakat hamilelik giysileri için henüz erkendir.
Bu haftada bazı testler yaptırmanız, (Alfa Fetoprotein (AFP) testi 15-18 haftalar arası, Amniyosentez
14-18 haftalarda veya daha sonra, Ültrasonografi), gevşeme ve soluk
verme egzersizleri, eğer gerekiyorsa vitamin ve mineral desteği almanız
gerekir.
Çocuklar İçin En İyi On Besin
Şüphesiz
birçok anne babanın ortak sorunlarından biride çocuklara arzu ettikleri
düzeyde yemek yedirememek. Çocuklara yemek yedirmek ve hatta bu
yemekleri severek yemelerini sağlamak hakikaten zor bir zanaat.
Aşağıdaki 10 besin hem tatlarıyla hemde besin değerleri ile çocuğunuza
tam bir beslenme sağlayacak türden besinler.
İşte çocuğunuzun sevebileceği ve çok besleyici 10 besin
howstuffworks.com isimli sitede yer alan habere göre, çocukların beslenmesinde önemli yer tutan 10 süper yiyecek:1. Tatlı patates: Tatlı patates çok besleyici bir besin olduğu gibi, tadı da çok güzel. Potasyum, C vitamini, lif, folat, A vitamini, kalsiyum ve demir içeriyor.
Aynı zamanda kan şekerini dengelediği için Şeker Hastakları içinde faydalı bir yiyecek.
2. Brokoli: Brokoli tam bir lif kaynağı, gelişmekte olan çocuklar için en iyi gıdalardan birisi. Aynı zamanda vitamin ve mineral bakımından çok zengin bir sebze. Çocuğunuzun görmesine ve hücre hasarından korunmasına yardım ediyor. Brokoliyi çiğ tüketildiği zaman çocuğunuz alması gereken tüm besinleri karşılıyor.
3. Tam tahıllar: Ekmekte, krakerlerde ve yulaflı kahvaltılıklarda bulunan tam tahıllı yiyecekleri çocuklar sever. Bu gıdalar folik asit, çinko, demir ve B vitamini bakımından zengindir. Ayrıca bazıları D vitamini ve kalsiyum ile de zenginleştirilmiştir. Kalp hastalığına karşı şimdiden çocuklarınıza tam tahıllı yemekleri vermeye başlayın. Ancak, doymamış yağ yani trans yağ içeren krakerlerden uzak durmak gerekiyor. Hazır aldığınız krakerlerde, gevreklerde paketlerin arkasındaki içerikleri mutlaka okuyun.
4. Peynir: Peynir genellikle çocukların sevdiği bir yiyecektir. Her nekadar benim küçük kızım sevmese de. Kalsiyum, protein ve B12 vitamini bakımından zengin olan peynir, kemik oluşumunda çok önemli bir mineral olan fosfor içeriyor. Ayrıca, araştırmalar yemeklerden sonra peynir yemenin diş çürüklerini önlediğini gösterdi. Çocuklarınıza peynirli sandviç yapabilir, peyniri sağlıklı bir çorba ya da salatanın içinde sunabilirsiniz.
5. Yoğurt: Kalsiyum, protein, karbonhidrat, B vitamini, çinko ve fosfor bakımından çok zengin bir yiyecektir. Canlı aktif kültür bulunan yoğurtlar ise bağışıklık sistemini destekliyor ve bağırsak sağlığını yükseltiyor. Tüm doğal yoğurtlara taze meyve katarak daha fazla besin değeri sağlayabilirsiniz. Az yağlı yoğurda çikolatalı cipsler veya kahvaltılı yulaf karışımı ekleyebilirsiniz. Çocuklarınız için başka bir alternatif olarak, yoğurdu meyve suyu katarak buzlukta dondurup dondurma yapabilirsiniz.
6. Balık: Protein, niasin, B vitaminleri, demir ve çinko ihtiyacını giderebilirsiniz. Omega 3 yağ asitleri içeren balık, beyin gelişimine yardımcı oluyor ve kalp sağlığını koruyor. Ton balığındaki civa seviyesinden dolayı çok fazla tüketmemelidir. Çocuğunuza ton balığını sandviçle ya da salatayla yedirebilirsiniz.
7. Yaban mersini: Yetişkinler ve çocuklar için, yaban mersini vücut için en besleyici ideal gıdalardan biridir. Potasyum, C vitamini, lif, karbonhidrat ve antioksidanlar içeren yaban mersini taze olarak her çocuğun beslenmesinde olması gereken bir besindir. Tatlı olduğu için çocuklar tarafından sevilen meyveyi, yoğurda, tahıl gevreğine ya da yulafa ekleyebilirsiniz.
8. Süt: Kalsiyum ve fosfor, sağlıklı kemik gelişimi için gerekli iki mineraldir. Süt, protein, enerji yakıtı olan karbonhidrat, A vitamini ve magnezyum ile kemikleriniz için faydalı diğer mineraller içerir. Tam yağlı süt, 2 yaşına kadar olan çocuklar için iyi, ancak 2 yaşından sonra sütteki yağ oranını azaltmalısınız. Birçok çocuk kurabiye ya da tahıl gevrekleriyle yediğinden dolayı sütün tadını sever.
9. Yumurta: Yumurta bol miktarda protein, vitamin ve mineral deposudur.Ayrıca A, D, E ve B grubu vitaminlerini önemli oranda içeren yumurta, içinde bulunan kolin sayesinde beyin fonksiyonlarının yerine getirilmesinde önemli rol oynuyor. Yumurtayı değişik şekillerde pişirebilirsiniz, çocuğunuz hangi şekilde seviyorsa onu uygulayın.
10. Sığır eti: Protein, B vitaminleri, niasin, çinko ve demir içeren sığır etinde, yumurta gibi beyin gelişimini sağlayan kolin de bulunuyor. Yağ ve kolesterol bakımından yetişkinlerin fazla yemekten kaçınması gereken et, küçük çocukların beyin ve vücut gelişimleri için oldukça faydalı. Dengeli bir yemek için eti sebze yemekleriyle birlikte verebilirsiniz. Hamburgerler ve küçük küçük parça şeklindeki etler başka bir seçenek olabilir. Ya da eti mangalda kebap olarak sebzelerle birlikte pişirebilirsiniz.
Gingens' in Faydaları
Kırmızı Kore Ginseng’inin kalp, akciğer, sindirim sistemi organları
ve böbrekler üzerinde oldukça etkili bir tonik etkisine sahiptir.
Ayrıca karaciğeri, alkol tüketiminin, toksik ve çeşitli hastalıkların
etkisinden korumaktadır. Stresi azaltır. Stres, depresyon veya diğer
sert ve olumsuz koşullar altındaki vücut metabolizmasını koruyan bir
tonik etkiye sahiptir.
Şeker hastalığının iyileşmesine yardımcı olur
ve kandaki şeker, lipit ve kolesterol seviyesini düşürür. Tümör
hücrelerinin çoğalmasını yavaşlatır. Anemiye (kansızlık) karşı iyi
gelir ve özellikle kanser hastalarında görülen kandaki bazı
eksiklikleri giderir. Bağışıklık sistemini güçlendirir ve kalp-damar
sistemi üzerinde olumlu etkileri vardır.
Ginseng’in tüm şifalı
bitkiler içerisinde en etkili adaptogen (strese karşı direnci artıran
bir ajan) olduğu düşünülür. Ginseng, fiziksel aktiviteleri ve vücut
direncini artıran bir bitkidir ve fiziksel ve mental (zihinsel)
dayanıklılığı artırır. Ginseng’in uzun bir süreden beri, özellikle
erkeklerin üretkenliğini, erkeklik hormonu (testesteron) ve sperm
miktarını, cinsel gücünü ve dolaşım sistemlerini (özellikle prostata
karşı) olumlu bir şekilde etkilediği de bilinmektedir.
Ginseng’in kadınlar üzerindeki beynin hafıza (bellek) merkezlerini uyarıcı etkisinin bulunması ise yenidir.
Bel ve Sırt Ağrılarına Bitkisel Çözümler
Sanırım toplumun büyük kısmı bel sırt ağrılarından
muzdariptir. Bel sırt ağrılarının birçok sebebi vardır. Çalışma
koşulları oturma pozisyonları, ağır bedensel faaliyetler gibi... Ve
genelde de bel ve sırt ağrılarının pek çaresi yoktur. Genelde bu
ağrıları çekeriz ve ancak ağrıdan iki büklüm olduğumuz zaman hastaneye
koşarız. Bel ve sırt ağrılarını bazı bedensel faaliyet ve pozisyonlarla giderebileceğimiz gibi, bazı bitkisel çözümlerde bulabilmek mümkün.
Bel ve sırt ağrılarını gidermek için kullanabileceğimiz bitkileri ise şöyle sıralayabiliriz.
Kırmızıbiber: Kırmızıbiber çok etkili bir ağrı kesici olan kapsaikin içerir. Kapsaikin o kadar güçlüdür ki çok küçük bir miktarı bile en güçlü analjeziklerin aktif maddesini oluşturur. Ayrıca kırmızıbiber vücudun kendi doğal ağrı kesicisi olan endorfin' in salgılanmasını tetikler. Ve yine kımızıbiber yine ağrı kesici olan salisilatlar içerir.Söğüt: Söğüt kabuğu bol miktarda salisilat içerir. İyi bir ağrı kesici olan aspirin' de salisilat içeren bitkisel maddelerden yapılır. Söğüt bir bitkisel aspirindir. Sögüt kabuğunu çay olarak tüketebilirsiniz. Aspirine karşı alerjiniz var ise bitkisel aspirinleride kullanmamanız gerekir.
Nane: Nane' de bulunan mentol bel ve sırt ağrılarına neden olan adale gerginliklerini yumuşatır. Yine lavanta ve kişnişte bulunan kafur bel sırt ağrıları için faydalıdır.
Bitkisel yağlar: Bitkilerden elde edilen yağlarla yapılan tedavi bel ve sırt ağrılarına neden olan adale spazmlarını bastırmada çok etkilidir.
Adaçayı, biberiye, kekik gibi bitki yağları adale gevşetici etkisi olan timol ve karvakrol açısından oldukça zengindir.
Bir başka güçlü adale çözücü bileşik ise borneol ve bonil asetattır. Bu iki bileşik bakımından zengin bitkiler ise kakule, biberiye ve adaçayı' dır.
Bütün bunlara ek olarak kullanılabilecek birkaç bitki yağı daha vardır. Huş, lavanta, karabiber, adaçayı, zencefil ve mercanköşk yağı.
Bütün bu bitkisel yağlar haricen kullanılır. Yani bu yağlar kesinlikle içilmez. Ağrı olan bölgeye sürülerek masaj şeklinde uygulanır.
Günesin ve Bronz Bir Cildin Zararları
Yazın
gelmesi ile deniz, kum ve güneş üçlüsü hayatımızın vazgeçilmezi oldu.
Ve yaz ile beraber bronz bir cilde sahip ola çabaları da doğal olarak
çoğaldı. Daha önce buradaki yazımızda sağlıklı bronzlaşmanın püf noktalarından
bahsetmiştik. Her nekadar sağlıklı bronzlaşmak mümkün isede, aslında en
güzeli hiç bronzlaşmamaktır. Fakat bunu kimseye kabul ettiremezsiniz
doğal olarak.
Neyse efendim bugünkü yazımızda güneşin ve bronz bir cildin zararlarından bahsedeceğiz.
Memorial Etiler Tıp Merkezi Dermatoloji Bölümü’nden Uz. Dr. Zerrin
Baysal' ın, “Ciltte güneşlenme ile ortaya çıkan renk değişiklikleri"
hakknda görüşlerine yer vereceğiz.
Uz. Dr. Zerrin Baysal
Güneşin zararlarını şöyle sıralıyor.
- Deri kanseri oluşmasına neden olur- Deri yaşlanmasına hızlandırır
- Deri yanıklarına neden olur
- Bazı romatolojik hastalıkların ortaya çıkmasını sağlar
- Benlerin ve güneş lekelerinin artmasına neden olur
- Güneş alerjisi, güneş zehirlenmesi (fototoksik) reaksiyonlarına yol açar
- Bazı deri hastalıklarına zemin hazırlar
- Ciltte renk değişikliklerine neden olur.
Tatil dönüşünde bronz ve sağlıklı gibi görünen deri aslında hasara uğramış deridir. Derinin maruz kaldığı güneş ışınları, hücrelerin ölümüne neden olurken, deri savunma mekanizmasını çalıştırır. Savunma mekanizması deri renk hücrelerini ve bağışıklık hücrelerini daha fazla çalışmaya sevk eder, bunu yapmazsa daha fazla hücre ölümü olacaktır. Bronzlaşmak denilen ve hoş görüntü sağlayan sistem aslında DNA’sı yavaş yavaş bozulan hücrelerin habercisidir. Bunlarda uzun vadede kanser hücresi geliştirmeye elverişli hücrelerdir.
Güneş ışınlarının ortaya çıkardığı deri değişiklikleri ve bu değişikliklerin sonuçlarını ise şöyle sıralayabiliriz.
Alacalı görüntü, kişinin daha fazla etkilendiğini, özellikle çocukluk ya da gençlik döneminde sulu yanık geçirdiğinin göstergesidir ki deri kanseri riskleri yüksektir. Bu kişiler genelde açık tenli ya da sarışın deri tipine sahiptir. Özellikle genetik olarak nevitik (benli ) yapıya yatkınlık varsa kanser riskleri daha da artar. Her yıl tatil sonrası yeni benleri gelişir, ya da mevcut benlerinde büyüme oluşur.Çillenme, açık tenli, kızıl, sarışın ten rengine sahip kişilerde oluşur. Genç yaşlarda sadece kozmetik problem olarak rahatsızlık oluşturur. Fakat ileriki dönemlerde daha büyük lentigo solaris dediğimiz şekle bürünür. Çok nadiren de olsa bu lezyonlar üzerinden kanser gelişimi gözlenmiştir.
Lentigo senilis, bu tablo daha ileri yaşlarda direk olarak güneşin etkisiyle ortaya çıkan, koyu kahverengi, siyah, homojen olmayan, deri yüzeyinden kabarık olamayan, 0,5-3 cm çaplarında olabilen ben görüntüsünde lezyonlardır. Sıkı takibi gerekir. Malignleşme riski çok yüksektir.
İdiopatik guttat hipomelanoz, nedeni bilinmeyen, genellikle kol ve bacakların ön yüzünde görülen toplu iğne başı büyüklüğünde, deri renginden açık düz yuvarlak lezyonlardır. Sir ağda, kıl batması, lazer epilasyon, ya da genetik özelliklere bağlı olarak geliştiği, güneşlenmenin bunların ortaya çıkmasına katkıda bulunduğu düşünülmektedir. Zarar teşkil etmez.
Pitriazis alba, özellikle çocukluk döneminde, güneşlenmeden sonra ortaya çıkan, yüzde, kollarda ve boyunda daha sık yerleşen, deri renginden açık, üzeri hafif kepeğimsi, yuvarlak, para şeklinde görülen lezyonlardır. Daha çok atopik (hassas) deriye sahip olan esmer çocuklarda görülür.
Vitiligo, derinin renk hücrelerinin ölümüyle karakterize bir hastalıktır. Aslında güneşlenme ile bağlantılı gelişmez. Fakat bazı kimselerde bronzlaşma ile belirgin hale geldiği için güneşlenme sonrası geliştiği düşünülür. Özellikle güneşten korunulması gereken bir tablodur. Yoksa güneşin zararlı etkilerinden daha fazla etkilenirler.
Civatte’nin poikiloderması, boyun, ense, göğüs bölgesinde yer yer kılcal damar genişlemesi, yer yer sütlü kahve görünümünde haritamsı görüntüde yaygın lezyonlardır. Erkeklerde sık görülür. Daha çok güneş altında çalışanlarda görülen bir tablodur. Derinin haraplandığını, buna bağlı kılcal damarlarda genişleme ve deri içine kanama oluşumuyla alakalı bir tablodur. Tedavisi yoktur. Gittikçe şiddeti artar. Bazen üzerinden deri kanseri gelişebilir.
Melazma, özellikle yüzde, koyu renkli maske görünümü yaratan, kozmetik olarak kişiyi çok rahatsız eden, şiddeti kişiden kişiye değişebilen, tedavisi çok zor, hatta olmayan bir tablodur. Farklı nedenlerle ortaya çıkabilir, fakat güneş kesinlikle artırıcı, tabloyu defalarca tekrarlatıcı bir faktördür.
Adet Sancılarına Bitkisel Öneriler
Bayanlar için çok sıkıntılı dönemlerden biride adet sancılarıdır.
Asıl kötü olan ise bu sıkıntının her ay çekilecek olmasıdır. Adet
sancılarına karşı ne yapılabilir? Bu sancıları bir miktar da olsa
azaltmak için aşağıdaki bitkilerden faydalanabilirsiniz.
Adet Sancılarını Azaltan Bitkiler
Ahududu: Ahududu döl yatağını gevşetir ve aynı zamanda hamilelik nedeniyle döl yatağında oluşan tahrişleri rahatlatır.Ahududunun aktif maddesinin ne olduğu bilinmemekle beraber, bir oligomerik prosiyanidin (OPC) olan pycnogenol içerdiği düşünülmektedir. Yapılan araştırmalar ise günde 2 kez 200 gr OPC nin adet sancılarını giderdiği ve adet öncesi semptomları %50-60 oranında azalttığını göstermiştir.
Ahududu' yu meyve olarak tüketebileceğiniz gibi yapraklarından çay yaparakta kullanabilirsiniz.
Yaban Mersini: Antosiyanidin adı verilen kas gevşetici bleşikler ve OPC içerir. Günde yarım bardak taze yaban mersini yiyebilirsiniz.
Zencefil: Adet sancılarını giderdiği gibi adet düzensizliklerine karşı adet kanamasını tetikleyen bir bitkidir. Zencefil çayı adet sancılarına karşı güvenilir bir ilaçtır.
Çilek: Çilek de ahududu gibi adet sancılarına karşı faydalıdır. Zaten iki meyvede aynı familyadan gelmektedir. Ahududu ve çilek krampların giderilmesinde oldukça faydalıdır. Çileği olduğu gibi tüketebilir, yapraklarından çay yaparak tüketebilir veya çilek suyu içebilirsiniz.
Çivanperçemi: Kadınlarda görülen ağrılı krampların tedavisinde faydalı bir bitkidir. Civanperçemi çok sayıda spazm önleyici bileşiği bünyesinde barındırır.
Adet Düzensizliklerine Bitkisel Çözümler
Adet
düzensizlikleri genellikle vücutta bişeylerin ters gittiğine işarettir.
Düzensizliğin nedeni gerilim yada hormonal dengesizliktenolabileceği
gibi çok daha ciddi sağlık problemlerine kadar birçok sebep olabilir.
Adet düzensizliği hormonal ve son derece detaylı bir gözlem ve dikkat
gerektiren bir tedavi gerektirir. Adet düzensizliklerinde mutlaka
doktora başvurulmalıdır. Ve aşağıda saydığımız bitkisel öneriler de
doktor tavsiyesi ile kullanılmalıdır.Adet dönemi akıntısını geri
getiren bitkiler adet kolaylaştıcılar olarak bilinirler. Bu bitkilerin
ortak özelliği ise östrojen seviyesini artıran ve fito-östrojen denilen
östrojen benzeri maddeler içermesidir.
Adet düzensizliğini düzenleyen, adet kolaylaştırıcı bitkileri ise şöyle sıralayabiliriz.
Yabani havuç tohumu eski zamanlardan beri adet kolaylaştırıcı ve gebelik önleyici olarak kullanılmıştır. Ayrıca hintli araştırmacıların labaratuvar hayvanlarında yaptıkları deneylerde havuç tohumunun anti-implantasyon etkisi gösterdiği gözlemlenmiştir.
Hatmi çiçeğinin içeriğinde %4 oranında fito-östrojen özellik gösteren betain adlı bileşik bulunmaktadır. Hatmi ve civan perçemini kaynar suda 15 dk. demledikten sonra çay olarak içebilirsiniz.
Ayrıca yine betain içeren buharda pişmiş havuç, pazı ve pancardan oluşan bir sebze yemeği de yiyebilirsiniz adet akıntısına yardımcı olur.
Kereviz tohumu adet kanamasını tetikleyen butildeneftalid adlı maddeyi içerir.
Dereotunun içeriğinde bulunan apiole bileşiği kuvelli bir adet kolaylaştırıcıdır. Adet akıntısını hızlandırmak için 2 çay kaşığı dövülmüş dereotu tohumu ile kendinize bir çay hazırlayabilirsiniz.
Bütün bu bitkilere ek olarak melekotu, kedi nanesi, kişniş, kimyon, rezene, krizantem, zencefil, ısırgan, ardıç, lavanta, melisa, yaban kerevizi, maydanoz, fesleğen, biberiye, safran, kekik, kazayağı, civan perçemide adet kanamasını kolaylaştıran bitkilerdir. Bu bitkilerden birkaçını kaynar suda 15 dk. demledikten sonra çay olarak tüketebilirsiniz.
Ahmet Maranki: İştah Açıcı Besinler
Birçok
insan güzel görünebilmek için kilo vermeye çalışırken. Bir o kadarı da
kilo almaya çalışıyor. Fazla kilolardan kurtulmak bir çoğumuz için
zorlu bir süreç iken, birçok insan için kilo almakta aynı anlama
geliyor.
İştahsızlık sebebiyle fazla yemek yiyemeyen ve bunun
neticesinde kilo alamayanlar için Prof. Dr. Ahmet Maranki çeşitli
bitkisel formüller sunuyor. Bu yöntemler iştah açmaya yardımcı oluyor.
- 1 bardak kaynar suya papatya atın. 10 dakika dinlendirin ve günde bir bardak için.
- Terenin suyu sıkıldıktan sonra elde edilen sudan günde bir bardak için.
- Kakuleyi toz haline getirin ve günde 0.5 gram hap içermiş gibi için.
-
Dövülmüş kerevizi bir bardak kaynar suda kaynatıktan sonra 10 dakika
demlenmesi bekleyin. Günde 3 bardak yemeklerden önce için.
- Bir çay kaşığı havuçu bir bardak kaynamış suyun içine atın 10 dakika bekleyin. Yemeklerden sonra tok karnına için.
- 10 gram kantonayı bir bardak kaynar suyun içinde 10 bekletin. Öğle ve akşam yemeklerinden önce için.
Sibel Can: Puan Diyeti
Heralde
sahne dünyasının en çok kilo alıp veren sanatçısı Sibel Can diye
düşünüyorum. Sanatçı her albümünden sonra incelmiş bir şekilde
karşımıza çıkıyor. Eee böle olunca da diyet işinden en iyi anlayan
kişilerden biride haliyle Sibel Can oluyor. Tecrübe konuşuyor nede olsa.
Geçtiğimiz
günlerde sibel Can hakkında 150 kg zayıfladığı yolunda haberler
çıkmıştı. Sanatçı katıldığı bir TV programında bugüne kadar verdiği
kiloları toplayınca 150 kg vermiş olabileceğinin doğru olduğunu
söylemişti.
Efenedim sanatçı yeni albümüyle tekrar karşımıza incecik çıktı ve bu inceliğin sırrını açıkladı.
Sibel Can "Puan Diyeti" ile zayıfladığını söylüyor.
İşte sanatçının fazla kilolardan kurtulduğu "Puan Diyeti"
7 kilo veren sanatçı puan diyetini şöyle anlatıyor; Mesela salata 0 puan. Amaç 16 puanı aşmamak.MEYVELER 0 PUAN
Tipik bir Türk kadınıyım. Hiç kuru olmadım ben, zayıfken bile etli oldum. Zaman zaman kendimi kilo alarak ödüllendiririm. İlk defa 'Puan' sistemiyle zayıfladım. Mesela 1 dilim ekmek 1 puan, salata 0 puan, 6 suşi 1 puan, dondurma 1 puan, 1 parça çikolata 1 puan. Meyveler hep 0 puan, mesela sebzeli çorba 0 puan. Gün içinde 16 puanı geçmemek lazım.
GÜNDE 3 TOP DONDURMA
Mesela canım dondurma çekti. 3 top yerim. Alt tarafı 3 puan. Unutmayın tek hedef 16 puanı aşmamak. Ama ben 10 puanda kalmayı başarıyorum. Üç ayda 7 kilo kadar verdim. Şu anda 58 kiloyum ve daha fazla kilo vermek istemiyorum.
YÜRÜMEK ÇOK FAYDALI
Zayıflamak için ayrıca masaj yaptırıyorum. Tempolu yürüyüş yapmayı da çok seviyorum. Yürümek de çok faydalı inanın. İlk başladığımda diyetisyenimle haftada 1 kontrolüm vardı, şu anda ayda bir kontrolüm var. Yani iyi gidiyorum...
Sağlıklı Bronzlaşmanın Püf Noktaları
Yazın
gelmesi ile insanlar bronz bir cilde sahip olabilmek için kedilerini
güneş ışıklarına maruz bırakıyorlar. Her nekadar görünüm olarak bronz
bir cilt herkes için cazip gelsede. Güneş ışınlarının zararlı etkileri
de yadsınamaz.
Tabiki dikkat edeceğimiz ufak tefek püf noktaları ile sağlıklı bronzlaşmak mümkün. Memorial Hastanesi Dermatoloji Bölümü’nden Uz. Dr. Ayfer Aydın, “Güneşin zararlı etkilerinden korunmanın yolları ve sağlıklı bronzlaşmak için


